Herkesin geçmiş bayramı hayra ve hayırlara vesile olsun.
Kutluk Devleti’nin kurucusu İlteriş Kağan, Müslüman Türk’ün mayasını tarif ederken; “Sözün inceliği, hissin derinliği, hakikatin yakıcılığı, yaptığı işe mana üfleyen bir ruh vardır” der. Büyük bir İslâm ve ahlâk âlimi, müderris Balıkesirli İmam Birgivî de bu hakikati destekler nitelikte, “Hakikatin dili ağır ve acıdır” diye buyurmuştur. Tam da bu acı ve ağır hakikatin ışığında, değerlerimizi ve bayramlarımızı yeniden tefekkür etmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz.
Bayramın Gerçek Manası
Bayram, sadece bireysel bir sevinç günü değildir; aksine sevindirebilme sanatıdır. Gelemeyecek olanlara gidebilmek, bekleyenleri hissedip kapısını çalabilmek ve gönlü hüzünlü olanların derdiyle dertlenebilmektir. Bayram; kapısına varamadıklarımızla, umutla kapılara bakanları ortak bir iklimde buluşturmaktır.
Bayram, birinin ömründeki yaralı yılları ve boşlukları doldurabilmektir. Kapısını açtığında, gözlerinin içiyle “Neredesin?” diyenlere bir teselli olabilmektir. En çok da içimizde kavuşup, dışımızda kavuşamadıklarımıza bayram edebilmektir.
Bizim kadim kültürümüzde, bir yıl önceki bayramdan sonra ahirete irtihal edenler için “ilk bayramıdır” denir. Bu yüzdendir ki, arefe günlerinde gidenlerin mezarları, bayram namazlarından sonra da kalanların evleri ziyaret edilir. Bayramlar, bir insanlık halini ve durumunu bütün ağırlığı ile ruhumuza duyurur.
Hırs ve Gösteri Kıskacında Değerlerimiz
Dinimize, İslâmi gelenek, görenek ve kadim kültürümüze göre; çocuklara, hastalara, dertlilere, ihtiyarlara, öksüzlere, yetimlere, fakir ve ihtiyaç sahibi güçsüzlere, mazlumlara yapılan iyilikler gerçek bayramdır. Ancak etrafımızda kan, irin, açlık, savaş, deprem, zulümler ve ölümler kol gezerken; şimdilerde bayramları hırs, rant ve gösterilere kurban ediyoruz.
Ne yazık ki bizlerden samimiyet kaçıyor, iyilik çıkara dönüyor ve doğruluktan eser kalmıyor. Kutsal dini, kadim kültürel geçmişimizi, milli değerlerimizi ve sembollerimizi keyfi, süfli emellere alet ediyoruz. Kısacası biz, değerlerimizi eksilte eksilte bu yollara ve bu hallere geldik.
Hırslarımızı, yalanlarımızı, ihtiraslarımızı, kıskançlıklarımızı ve cehalet döneminden kalma alışkanlıklarımızı terk etmeden gerçek anlamda bayram olur mu? Bayramlar, fani buluşmalara değil, baki kavuşmalara birer hazırlıktır. Şunu da unutmamak gerekir ki; bizim dini ve milli literatürümüzde, kadim kültürümüzde “şalvar gecesi” gibi yozlaşmış adetlerin yeri yoktur.
Allah bizleri, yaptığımız ibadetlerin ve işlerimizin mahiyetini, özünü ve ruhunu bilenlerden eylesin.
Sağlıkla ve huzurla kalın. Selam, sağlık ve sıhhat ile…

Sındırgıda Yaşam – Şehir Rehberi ve Dijital Hafıza SINDIRGININ EN BÜYÜK POPÜLER KÜLTÜR, HABER VE TURİZM REHBERİ